Browse

Latest Headlines

Fresh headlines, crisp visuals — faster reading.

Menderes Belediyesi'nde Devir Teslim Sonrası Erdoğan Fotoğrafı Krizi

Menderes Belediyesi'nde Devir Teslim Sonrası Erdoğan Fotoğrafı Krizi

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek, İçişleri Bakanlığı tarafından 8 Ağustos’ta görevden uzaklaştırıldı. Çiçek'in görevden uzaklaştırılmasının ardından Menderes Belediye Meclisi, Menderes Belediyesi Hizmet Binası Meclis Salonu'nda dün olağanüstü toplanarak Belediye Başkan Vekili seçimi yapıldı.Cumhur İttifakı'nın adayı Asuman Şen 15 oy alarak Belediye Başkan Vekili seçildi.DEVİR-TESLİM TÖRENİ YAPILDIŞen, bugün Menderes Belediyesi başkanlık makamında düzenlenen devir-teslim töreniyle görevi devraldı. Meclis başkanı olarak başkanlık koltuğunda olan Şirzat Peker başkanlık görevini Asuman Şen’e devretti. Törene AKP İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, partililer ve vatandaşlar katıldı.Törende konuşan Menderes Belediyesi Başkan Vekili Asuman Şen, “Bir süreç geçirdik. Rabbim böyle nasip etti. İnşallah hayırlar getirir. Hep birlikte yaşar, hep birlikte çalışırız" dedi.‘MENDERES İÇİN NE YAPILMASI GEREKİYORSA HAZIRIZ’AKP İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, “Yeni bir göreve başlıyoruz. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu eser ve hizmet siyasetiyle baktığımız için taş üstüne taş koymuş olan insanlar hepsi başımızın tacı. Esnaflar, köylü kardeşlerimiz, sokaklarında altyapısı olmayan ve birçok sorunu olan Menderesli vatandaşlarımızın sorunlarını çözmeye geldik. Asuman Başkanımız bu sorunları en güzel şekilde çözüp, Menderes’in yüzünü güldürecek güçte ve nitelikte bir başkan. Kendisine başarılar diliyorum." dedi. ‘HALKIMIZ DÜZGÜN HİZMETİN ALINDIĞI DÖNEME GİRECEK’MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin de “Uzun zamandır İzmir’de belediyenin, devletin, milletin imkanları yanlış kullanılıyor. En azından biz yanlış kullanıldığına inanıyoruz. Bizler bunun doğru örneklerini uzun zamandır Aliağa ve Menemen’de gösteriyoruz. Dilerim Asuman Hanım aracılığıyla Menderes’te de gösterilir. Devlet ve belediye imkanlarının düzgün kullanıldığı bir döneme girmesini umuyorum, şimdiden başarılar diliyorum” diye konuştu.Devir teslim töreninin ardından makam odasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafı asıldı www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Aug 18, 2026
California Teacher Sparks Debate with Bold Classroom Fashion Choices

California Teacher Sparks Debate with Bold Classroom Fashion Choices

She’s a model teacher.A California teach-fluencer was slammed online for her playful TikTok videos displaying her classroom style. The Los Angeles woman, who goes by “HeyMissTeacher” on social media, racked up over a million views on a recent TikTok video where she flaunted her colorful outfit of the day.Set to Lady Gaga’s “Papparazzi”, the clip shows the teacher dancing in an empty classroom while wearing a babydoll dress printed with various foods, purple leggings, and knee-high leather boots. The woman’s food-print dress and brightly colored leggings were called distracting by some commenters. TikTok/@heymissteacherThe teacher’s look stirred up controversy, with some calling it inappropriate and distracting. “This is what “professionalism” looks like now. The adults in charge of forming young minds treating the classroom like a personal content studio,” an X account wrote in a repost of the video. “Then parents wonder why kids come home with zero respect for authority, zero attention span, and completely inverted priorities.”“Schools need to start enforcing proper dress codes on teachers once again. They don’t allow students to wear clothes that are considered distracting, so why are teachers allowed to do so?” another commenter wrote in response. “A classroom is not a place for a teacher’s self expression, it is a place for a teacher to teach, and if they cant figure that out then they shouldn’t be a teacher,” a third commenter chimed in. Some commenters suggested schools implement dress codes for teachers. TikTok/@heymissteacherOther commenters came to the woman’s defense, and were confused why the outfit sparked debate.“I don’t get why she’s getting hate? She’s covered, nothing inappropriate, she’s fun and being herself. She’s giving Magic School Bus vibes. My daughter would dig her 100%,” one commenter wrote.“I’m failing to see whats inappropriate about this? Her skirt is barely above her knees and she’s wearing leggings? Her dress has food on it?” another commenter wrote. “Your students are gonna want to be you when they grow up,” a third commenter said. Others jumped to the teacher’s defense, finding the look harmless. TikTok/@heymissteacherIt wasn’t the first time the teacher courted controversy for outfit choices. In a video posted August 5, she wore a crop top t-shirt and jean shorts to a professional development day at the school. “I remember when teachers were professional,” one commenter wrote. In a comment under the video, the teacher clarified that the clip was filmed while she was setting up her classroom before the school year began.“It says I don’t meet the kids till next week though. It should be clear I’m not wearing this while actually teaching. I’m just setting up my classroom,” the teacher said.The teacher wore a crop top during a professional development day, but emphasized that no students were present. TikTok/@heymissteacherThe teacher, who is missing one eye and wears a prosthetic eyeball with a star-shaped iris, further defended herself in a video posted Monday, explaining why she’s proud of not being a “normal” teacher. “I’m not normal, I was never meant to be normal. I lost my eyeball when I was five years old. I have to wear a prosthetic eye, and my prosthetic eye is fun and beautiful and amazing,” the woman said.The woman says she’s proud to not be a “normal” teacher. TikTok/@heymissteacherIn response to comments that her outfits are distracting, the woman said her bold looks actually prepare her students for the real world. “If anything, I’m preparing my students for encountering people who look unique, and who are expressive, and not having that impede their ability to learn and grow. By, the way, I teach high schoolers. I don’t know why you’re acting like I teach kindergarteners and I’m wearing a sparkling disco ball.”“Students who are happy and full of joy will learn better. Promise you that,” the teacher continued.Download The California Post App, follow us on social, and subscribe to our newsletters California Post News: Facebook, Instagram, TikTok, X, YouTube, WhatsApp, LinkedInCalifornia Post Sports Facebook, Instagram, TikTok, YouTube, XCalifornia Post Opinion California Post Newsletters: Sign up here!California Post App: Download here!Home delivery: Sign up here!Page Six Hollywood: Sign up here!

Aug 18, 2026
Bülent Arınç'ın Erkan Mumcu'ya Cevabı Sosyal Medyayı Salladı

Bülent Arınç'ın Erkan Mumcu'ya Cevabı Sosyal Medyayı Salladı

AKP iktidarlarında Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı yapan Erkan Mumcu’nun "Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ın 2007’de FETÖ ile işbirliği yaparak Erdoğan’a karşı kumpas kurduğu" yönündeki açıklamalarına Arınç'tan sert tepki geldi."MUHATAP ALMAK İSTEMİYORUM"Sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Arınç, şu ifadeleri kullandı;"Erkan Mumcu’nun geçtiğimiz günlerde yaptığı bazı açıklamaları duydum. 20 yıldan beri kendisiyle bir iletişimim, bir ilişkim yok. Bu yüzden kendisini muhatap da almak istemem. Ancak bu açıklamalarda bizzat beni ve Sayın Abdullah Gül’ü hedef almasından dolayı birkaç cümle söylemek isterim.Aslına bakılırsa Sayın Şamil Tayyar onun anlayabileceği dilde birkaç tweet ile güzel bir açıklama yaptı; kendisine çok teşekkür ediyorum.Bildiğiniz gibi kendisi 2002 seçimlerinde AK Parti’den Isparta milletvekili ve hemen ardından bakan oldu. O tarihte benim Sayın Başbakandan duyduğum; Millî Eğitim Bakanlığı için Sayın Prof. Dr. Beşir Atalay’ın aday gösterildiği, fakat Sayın Sezer’in kendisini kabul etmediği yönündeydi. Sonrasında Erkan Mumcu Millî Eğitim Bakanı oldu.Anlaşılıyor ki kendisi Sayın Sezer’in de rahatlıkla kabul edebileceği biriydi. Beşir Bey Devlet Bakanı, Sayın Hüseyin Çelik de Kültür Bakanı oldular. Daha sonra Millî Eğitim Bakanlığına Hüseyin Çelik’in gelmesiyle kendisi de Kültür Bakanı oldu. Ben o sırada kendisini bakan olarak daha yakından tanıdım."ÇOK GARİP BİR ŞEKİLDE..."Fakat iki yıl sonra çok garip bir şekilde AK Parti’den istifa etti. Hem AK Parti’den hem de CHP’den bazı milletvekillerini dâhil etmek suretiyle Anavatan Partisine grup kurdurdu ve kendisi de genel başkan oldu. Çok şaşırmıştık; kendisine değer veren, milletvekili ve bakan yapan bir partiye karşı böyle bir harekette bulunacağını kimse beklemiyordu. O tarihte askerî vesayet zihniyeti taşıyan bazı insanların "AK Parti’ye karşı CHP’nin muhalefeti etkisiz kalıyor; Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da başbakan olmasıyla çok başarılı hizmetler yapılıyor, bunun önüne geçmek gerekir" şeklinde bir düşüncede oldukları konuşuluyordu. Bu vesayet zihniyetli kişiler bu amaçla Anavatan Partisini belki bir manivela gibi kullanmak istemişlerdi."BÜYÜK BİR YALAN İÇERİSİNDEDİR"Sonra 2007 seçimlerine yaklaşırken biz Cumhurbaşkanımızı seçmek üzere toplandık. Açıkça söylemeliyim ki kendisi burada da çok büyük bir yalanın içerisindedir. Sayın Erdoğan; milletvekillerimiz, parti teşkilatları ve kanaat önderleriyle çok önemli istişareler yaptı. Son istişareyi benimle yapacağını söylemişti. 23 Nisan günü öğleden sonra Meclis Başkanlığı makamına geldiler. İki dost, iki arkadaş olarak bu konuyu çok detaylı konuştuk ve sonunda kendisi de "Hayırlı olsun, bizim de adayımız Abdullah Bey’dir" dedi.Ben bununla ilgili pek çok televizyon kanalında o günü anlattım. Bu tercih hepimizin, bütün milletvekillerimizin de coşkuyla karşıladığı bir tercih oldu ve Sayın Erdoğan’ın, Sayın Gül’ün adaylığını açıkladığı konuşmasındaki samimiyeti ben bugün hâlâ hissediyorum."KUMPASIN İÇERİSİNDE YER ALDI"O tarihlerde önce "Millî Görüşçüden cumhurbaşkanı olmaz. Eşi başörtülü olan kimse cumhurbaşkanı adayı olamaz" diye karşımıza çıktılar. 27 Nisan Bildirisi yayımlandı. En büyük çareyi de Sabih Kanadoğlu’nun ortaya attığı 367 saçmalığında gördüler. O tarihte CHP bunun arkasına sığındı. Bir taraftan da Erkan Mumcu, Meclise girmemek suretiyle Doğru Yol Partisi ile birlikte bu kumpasın içerisinde oldu. Hatta 20 kişilik grubunu bir odaya kilitlediğini ve kesinlikle oy kullanmaya gitmeyeceklerini söylediklerini ifade ettiler. Doğru Yol Partisinden Ümmet Kandoğan ve Mehmet Eraslan isimli iki değerli arkadaşımız oylamaya katıldı. CHP’den de Esat Canan Bey içeri girdi. Bunlar partilerinin aldığı karara rağmen "Biz demokrasiye katkı sağlamak istiyoruz" dediler.361’de kaldığımız için o saçmalık gereğince Anayasa Mahkemesi "367 bulunamamıştır" diyerek bir karar verdi ve biz o kararla Cumhurbaşkanlığı seçimini yapamadık. Ama çok cesurca iki şey yaptık: Genel seçimleri 3 ay öne aldık ve artık bundan sonra Mecliste cumhurbaşkanı seçilemiyorsa biz de esasen cumhurbaşkanını halkın seçmesi kararımızı pekiştirdik."KESİNLİKLE YALAN"Bu tarihlerde hiçbir şekilde Erkan Mumcu’nun "Artık cumhurbaşkanını halk seçsin" diye önayak olduğunu ve destek sağladığını görmedik. Buna ilişkin birtakım yorumların da kesinlikle yalan olduğunu söyleyebilirim.2007 seçimlerine girdik ve %47 ile 341 milletvekili çıkardık. Bu muhteşem bir başarıydı. Milliyetçi Hareket Partisinin de Meclise girmesiyle 361’den daha fazlasıyla ağustos ayında Cumhurbaşkanımızı seçmiş olduk.Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar, iki partiyi birleştirip Demokrat Partiyi kuracaklardı ve büyük bir grup olacaklardı. O olmadığı gibi iki parti de seçime katılamadı ve 2007 seçimlerinden sonra artık Türk siyasetinde bir ağırlıkları kalmadı.Ben 2007’nin ağustos ayından sonra kesinlikle hiçbir şekilde bizim aramızda Erkan Mumcu’yu görmedim. Ne Sayın Erdoğan’ın, ne benim, ne de arkadaşlarımın kendisiyle bir teması olmadı. O da yaptığı bu hareketlerin karşılığını kendi siyasi hayatını sonlandırmakla buldu; gözyaşlarıyla partisinin genel başkanlığından ayrıldı.Yani şunu söylemek istiyorum: Seçimlere niçin katılmadığını sorduklarında da bir rivayete göre askerlerin kendisini zorladığını ve kendisine "Bu kişi kesinlikle cumhurbaşkanı olmayacak" denildiğini ifade ettiği konuşulmuştu. Bu bir rivayet olarak Ankara’da çok dolaştı. Aslında işin doğrusunu Sayın Ağar da çok iyi bilir. Ben Sayın Ağar’ın bu konudaki düşüncelerinde samimi olacağına inanıyorum; kendisi gerekli görürse bir açıklama da yapabilir."BAZI MADDİ SEBEPLER OLABİLİR"Hâsılı bu bir hezeyandır, kendisine de yakıştıramıyorum. Ama bu hareketin altında sanıyorum ki Sayın Gül ile benim yıpratılmak istenmemiz ve bazı kanalların kendisini kullanmak istiyor oluşu olabilir. Belki de bazı maddi sebepler olabilir. Çünkü son zamanlarda maddi durumlarını biraz daha pekiştirmek için bazılarının bir yerlere hulûs çaktığını da çok iyi görebiliyorum." www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Aug 18, 2026
Ebola Salgını Büyüyor: Onaylanmış Tedavi ve Aşı Hala Yok!

Ebola Salgını Büyüyor: Onaylanmış Tedavi ve Aşı Hala Yok!

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Ebola salgınına ilişkin paylaşımda bulundu."Ebola salgını, bugün yapılan DSÖ Acil Durum Komitesi toplantısının tavsiyesi doğrultusunda KDC'de uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu olmaya devam ediyor." ifadesini kullanan Ghebreyesus, tüm hükümetlere ve ortaklarına, bir bütün olarak çalışarak çabaları daha da artırmaları ve gelecek aylarda toplulukları korumak için gereken kaynakları çoğaltmaları çağrısında bulundu. Ghebreyesus, KDC hükümetine ve risk altındaki diğer ülkelere yönelik güncellenmiş tavsiyelerin gelecek günlerde yayımlanacağını kaydetti.BİNLERCE KİŞİNİN ÖLMESİNE NEDEN OLDUBir tür kanamalı ateşe yol açan Ebola virüsü, ilk kez 1976'da Sudan'ın Nzara kasabasında ve KDC'nin Yambuku köyünde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıkmıştı.KDC'deki salgın, Ebola Nehri yakınındaki köyde başladığı için virüse bu ad verilmişti.Ebola virüsü, Aralık 2013'te Batı Afrika'da yayılmıştı. Gine, Liberya ve Sierra Leone'de 2014-2017 yıllarında görülen salgında 30 bin kişiye virüs bulaşmış ve hastaların 11 binden fazlası hayatını kaybetmişti.ONAYLANMIŞ TEDAVİSİ VE AŞISI YOKKDC'nin doğusundaki Ituri eyaletinde açıklanan 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs'ta ülkede salgın ilan edilmişti.Sağlık yetkililerine göre, mayısta patlak veren "Bundibugyo" Ebola varyantının onaylanmış tedavisi veya aşısı bulunmuyor. www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Aug 18, 2026
Disney Takes Legal Action Against FCC: What’s Really at Stake?

Disney Takes Legal Action Against FCC: What’s Really at Stake?

The Walt Disney Company and its ABC television unit have sued the Federal Communications Commission (FCC), accusing the agency of trying to punish the network for programming and journalism opposed by President Donald Trump.The lawsuit, filed in federal court in Washington, D.C., on Tuesday, asks a judge to block an early FCC review of the broadcast licenses held by eight Disney-owned ABC stations. Disney alleges that the administration, acting through the commission, has pursued a “retaliatory campaign” against ABC because it disapproves of what the network broadcasts.The dispute places Disney alongside a series of media organizations and journalists that have challenged Trump, his administration, or lawsuits he filed against them. Some secured permanent dismissals or appellate victories, while others obtained preliminary orders that temporarily blocked the government’s actions.“Disney is entirely justified in asking a court to stop the FCC’s attempt to coerce its broadcast stations’ programming through an unlawful campaign of regulatory scrutiny," Katie Fallow, deputy litigation director at the Knight First Amendment Institute at Columbia University, said in a statement shared with Newsweek. "The lawsuit makes clear that this campaign has already chilled ABC’s speech. The First Amendment prohibits the government from using regulatory threats to chill speech that the government doesn’t like, which is exactly what the FCC is doing here," Fallow said.Disney deferred to its complaint when reached for comment....Why Is Disney Suing FCC Over Broadcasting Licenses? What To KnowDisney’s case could test the extent to which an administration may use the FCC’s licensing authority in a dispute involving protected speech.The eight licenses at issue were not due for renewal for several years when the FCC initiated an early review. Disney argues that the timing and circumstances show the process is intended to pressure a network that has refused to comply with the administration’s demands. The FCC has also scrutinized ABC's diversity policies and programming, including The View.The lawsuit asks the court to halt the review on First Amendment grounds. "This case boils down to a simple question: can the Administration use its control over the federal regulatory apparatus to punish a media organization for editorial decisions and news coverage it dislikes?" Disney's motion for a temporary restraining order read. "Because the First Amendment provides a clear answer—of course not—this Court’s intervention is necessary to stop the Federal Communications Commission’s extraordinary assault on free speech."In a statement shared with Newsweek, the FCC said, "All broadcasters have a legal obligation to operate in the public interest—even Disney. The FCC has been examining claims that Disney engaged in illegal DEI discrimination for over a year."Disney is obviously very concerned about the FCC's proceeding, as evidenced by their ongoing campaign of disinformation as well as their decision to ask a court to stop the FCC from further pursuing matters," the spokesperson said. "The FCC will continue to follow the facts and law wherever they lead."The FCC's commissioner, Anna M. Gomez, later issued a statement appearing to back Disney, saying that, “For months, the FCC has waged a campaign of censorship and control against Disney’s ABC stations, using the threat of broadcast license revocations to punish a company for speech this administration doesn’t like."Gomez said she had "long called" for companies to push back against government intimidation, adding, "I’m glad Disney has shown courage and stepped up. This should be a welcome sign for every broadcaster who has felt the weight of this overreaching government pressure in silence."What to Remember About ABC’s History With the Trump AdministrationThe legal action follows an increasingly bitter confrontation involving ABC programming, prominent network personalities and the FCC’s oversight of broadcast stations.Trump has repeatedly attacked ABC and argued that the FCC should revoke its licenses. The conflict has touched on ABC’s coverage of the 2024 presidential debate, the network’s decision not to broadcast a White House address and the treatment of political interviews on The View. FCC Chair Brendan Carr has questioned whether the daytime program should retain an exemption from rules requiring broadcasters to provide comparable opportunities to political candidates.Jimmy Kimmel Live! became another major flashpoint. After Kimmel made a controversial joke about first lady Melania Trump in April, Trump called for ABC to fire him.Disney stood by the program, and the FCC ordered the company to submit early-renewal paperwork for its station licenses shortly afterward. Carr said the timing was unrelated and linked the review to the commission’s examination of Disney’s diversity practices, but Disney’s lawsuit presents the sequence as evidence of retaliation....Disney alleges the conflict escalated after Kimmel criticized Trump and his supporters following the killing of conservative activist Charlie Kirk in September 2025.The complaint says that Carr publicly criticized Kimmel before stating, "We can do this the easy way or the hard way. These companies can find ways to take action on Kimmel, or there is going to be additional work for the FCC ahead."The lawsuit notes that ABC temporarily suspended Kimmel's show hours later, then reinstated him. Disney argues the episode illustrates government pressure aimed at influencing programming decisions.The clash followed an earlier controversy in September 2025, when Kimmel was suspended, and Carr was reported to have warned that broadcasters could face additional FCC action if companies did not change their conduct.ABC has not always chosen to fight Trump through to a judgment. In December 2024, the network settled a defamation lawsuit brought by Trump over remarks by George Stephanopoulos. ABC agreed to contribute $15 million toward a future presidential foundation and pay $1 million in legal fees. The settlement did not include an admission of liability.That history makes Disney’s latest move particularly notable. Rather than settle or adjust its programming, the company is now directly challenging the federal regulator overseeing its local broadcast licenses.CNN: Jim Acosta’s White House PassIn November 2018, CNN and White House correspondent Jim Acosta sued after the Trump administration revoked Acosta’s hard pass following a contentious presidential news conference.U.S. District Judge Timothy Kelly ordered the White House to restore the credential, finding that Acosta had been deprived of due process because he had not received adequate notice or an opportunity to contest the decision. The ruling temporarily restored his access but did not decide CNN’s separate First Amendment claim. CNN dropped the case after the White House restored the pass and established new rules for press conferences. The result nevertheless represented a clear practical victory: Acosta regained his credential through a court order.Playboy Reporter Brian KaremThe Trump White House later suspended the press pass of Brian Karem, then a White House correspondent for Playboy, for 30 days following a heated exchange with former Trump aide Sebastian Gorka at a Rose Garden event.A federal district court blocked the suspension, and in June 2020 a unanimous panel of the U.S. Court of Appeals for the D.C. Circuit upheld that decision. The appeals court found that the White House had not provided standards explaining what conduct could lead to suspension of a reporter’s credential. Karem later reached an agreement under which the government paid his attorneys’ fees and could not punish him for conduct connected to the Rose Garden incident.The New York Times: Trump Tax RecordsIn 2021, Trump sued The New York Times, three of its reporters, and his niece Mary Trump over the newspaper’s reporting on his finances and tax records.A New York judge dismissed the claims against the Times and its journalists in May 2023, ruling that the claims failed as a matter of constitutional law and that ordinary newsgathering is protected First Amendment activity.Trump was subsequently ordered to pay $392,638.69 toward the defendants’ legal fees. The ruling applied to the Times and its reporters, while claims involving Mary Trump were handled separately.The case is separate from Trump’s more recent $15 billion defamation lawsuit against the Times. That litigation remained active in July 2026 after the judge required another amended complaint, so it should not currently be described as a Times victory.CNN: The 'Big Lie' Defamation CaseTrump also sued CNN in 2022, alleging that the network defamed him by using the term “the Big Lie” in discussions of his challenges to the 2020 election result.A federal district judge dismissed the lawsuit, and the U.S. Court of Appeals for the Eleventh Circuit affirmed the dismissal in November 2025. The courts concluded that the challenged language did not support Trump’s defamation claims. That decision gave CNN a more conclusive legal victory than it secured in the Acosta litigation because the defamation claims were dismissed and the dismissal survived appeal.The Associated PressThe Associated Press sued the Trump administration in February 2025 after the White House restricted its access to events in smaller spaces, including the Oval Office and Air Force One. The action followed AP’s decision not to change its style guidance to refer exclusively to the Gulf of Mexico as the “Gulf of America.”In April 2025, a federal judge ordered the White House to restore the AP’s full access, ruling that the government could not punish a news organization because of its viewpoint.However, the administration appealed, and the district court’s order was stayed while the litigation continued. The AP’s result is therefore best described as an important preliminary victory rather than a completed defeat of the administration....Voice of AmericaJournalists, unions and press-freedom organizations also challenged the Trump administration’s attempt to dismantle Voice of America, the government-funded international broadcaster.A federal judge issued a preliminary injunction in April 2025 directing the administration to restore VOA and certain related broadcasting networks. The judge found that the administration had forced the service to cease operations despite its mandate from Congress.In March 2026, a court ordered VOA employees to return to work and broadcasting operations to resume after finding that Kari Lake had been unlawfully appointed as acting head of the U.S. Agency for Global Media, according to Reporters Without Borders. The government was expected to appeal, but the return-to-work ruling amounted to one of the most consequential media-related court defeats for the second Trump administration.What Happens NextDisney’s lawsuit seeks to stop the FCC review before it can threaten the licenses of the company’s eight ABC-owned stations.The previous cases show that media organizations have often had their greatest success when challenging concrete government actions, such as the loss of a press credential, the termination of funding or an agency order. Defamation cases have produced a more mixed record, with CNN and The New York Times winning dismissals, while ABC and Paramount chose to settle separate Trump lawsuits.Disney now must persuade the court that the FCC review is not an ordinary regulatory proceeding but an unconstitutional response to programming and reporting the administration dislikes.“I am hopeful that this will mark the beginning of the end of this administration’s disregard for the Constitution and the law, and that the coming months will bring the costly legal defeat this agency has been asking for since it started down this path," Gomez said. "It is time this administration understands that the Constitution does not bend to political convenience, and that the First Amendment protects the news and commentary Americans see on their screens even when those in power wish it didn’t.”Update 8/18/26, 5:01 p.m. ET: This article was updated with comment from Anna M. Gomez.Contact Newsweek editors on this story: Jason Lemon and Sam Wilson.

Aug 18, 2026
İmamoğlu Davasında Skandal Koşullar: 50 Kişiye Tek Tuvalet!

İmamoğlu Davasında Skandal Koşullar: 50 Kişiye Tek Tuvalet!

Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası, 40 günlük bir aranın ardından İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda görülmeye başlandı. 65’inci gününde devam eden duruşmada İmamoğlu’nun savunma talebi değerlendirildi. “Sanık, susma hakkından her zaman feragat edebilir” diyen mahkeme başkanı, 40 gün önceki oturumda savunma yapılmadığı için susma hakkı olarak değerlendirdiklerini dile getirdi.50 KİŞİYE TEK TUVALETDuruşma başında konuşan İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir, bir kez daha söz alarak mahkemenin şartlarıyla ilgili talepte bulundu. Tutuklu sanıkların duruşma aralarında bekletildiği kısmın şartlarının iyi durumda olmadığını belirten Demir, “50 kişi aynı yerde tutuluyor, tek bir tuvalet var. Diğer salonun koşulları buradan daha iyi. Salon konusunda bu hususu da değerlendirmenizi istiyoruz” dedi.Demir’in mahkeme heyetine, İmamoğlu’nun ne zaman savunma yapacağını sorması üzerine mahkeme başkanı “Önceden sizi bilgilendireceğiz” dedi.Savunma sırasının bu aşamada belirlendiğini belirten mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu için “uygun yerde, makul bir süre içinde savunmayı alacaklarını” bildirdi. Mahkeme başkanı daha sonra “Savunma hakkını engellemek gibi bir durumumuz yok” dedi. TUTUKSUZ SANIKLAR Tutuksuz sanıkların savunmalarına geçildi. İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan’ın ortağı ve arkadaşı Ayşe Hitchins savunmasında, “Ben gerçekten niye buradayım, bilmiyorum. Ne eylem olduğunu da bilmiyorum” diye konuştu. Silivri’deki milyarlık yeni salonda İBB duruşmasına dürbünle geldiTürkiye’nin en büyük duruşma salonu olarak tanımlanan Silivri’deki yeni yapı, 992 milyon liralık maliyeti, 2 bin 295 kişilik kapasitesi ve devasa ölçüleriyle tartışmaların odağında. İBB Davası’nın ikinci celsesinde tutuklu yakınları dürbün kullanarak yakınlarını görmeye çalıştı. 81 metre uzunluğunda ve 40 metre genişliğindeki salonun büyüklüğü, toplam 2 bin 240 metrekare. 555 sanık, 1.268 avukat ve 472 izleyici olmak üzere toplam 2 bin 295 kişi aynı anda bulunabiliyor. Yusuf’un kuyusu gibiEkrem İmamoğlu’nun avukatlarından Hasan Fehmi Demir, duruşma başlamadan söz aldı. Demir Silivri’deki büyük salon “Maksim Gazinosu” ve “Yusuf’un kuyusu” (Hz. Yusuf’un kıskanç kardeşleri tarafından kuyuya atılması) gibi benzetmelerde bulundu. Avukat Demir, “Sizin ve savcının bulunduğu yükseklik, yüz yüze olma ilkesini ihlal ediyor. Bunun kabul edilemez olduğunu yinelemek istiyoruz. Sayın heyetin yargılamanın İstanbul Adliyesi’ne alınmasına karar vermesini dileriz” dedi.Özel: Rezaletin dik âlâsıYENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Davası’nın görüldüğü Silivri’de yaptığı açıklamada, İmamoğlu’nun savunma hakkının kısıtlandığını söyledi. Özel, önceki celsede İmamoğlu’na savunma hakkının sınırsız olduğunun söylendiğini, ancak daha sonra savunmanın kısa bir süreye sıkıştırılmak istendiğini belirtti. Özel, “Savunma hakkını verecek ama yine benim uygun gördüğüm gün, benim uygun gördüğüm kadar savunma yapacaksın diyor” ifadelerini kullandı, savunma hakkının hâkimin takdirine bırakılamayacağını belirtti. Özel, “Bu rezaletin daniskasıdır yani. Bu rezaletin dik âlâsıdır” dedi.Özel, açıklamasında İBB Davası’nın görülmeye başlandığı Silivri’deki yeni duruşma salonunun fiziki koşullarını da eleştirdi. Avukatların da müvekkilleriyle göz teması kuramadıklarını belirten Özel, ortaya “Devasa bir mekansızlık” çıktığını savundu. Özel, İmamoğlu’nun etkili bir savunma yapmasından korkulduğunu belirtti. ANNE GÜLSEREN ÇALIK: OĞLUMU GÖREMEDİM MORALİM BOZULDUBeylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın annesi Gülseren Çalık, duruşmaların ilk gününden beri olduğu gibi yine salondaydı. Sağlık durumunun iyi olmadığı gözlenen Gülseren Çalık, “Oğlumu uzaktan da olsa görmek istiyordum; göremedim. Ondan moralim bozuldu. Adaletin gelmesini istiyorum” dedi. Murat Çalık 512 gündür tutuklu.Dilek İmamoğlu’nu yalnız bırakmadılarDuruşmayı Dilek İmamoğlu ile diğer sanık yakınlarının yanı sıra YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Sekreter Yunus Emre, Grup Başkanvekili Murat Emir, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan ile çok sayıda siyasetçi izledi. Özel salona geldiği sırada izleyiciler alkışlayarak “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganı attı.İTİRAFÇILAR DA GELDİDuruşmada itirafçı Aziz İhsan Aktaş da korumalarıyla birlikte yer aldı. Davada sanıklar arasında bulunan Adem Soytekin de duruşmaya gelen isimler arasında yer aldı. Öte yandan Adem Soytekin ile birlikte 27 kişinin sanık olmasına neden olan Naim Erol Özgün de duruşmaya geldi.X-ray’de şüpheli bir çanta alarmıJandarma ekipleri, güvenlik kontrolü sırasında bir çantada şüpheli bir cisim tespit etti. Çantanın sahibi, bunun üzerine çantasını yeniden X-Ray cihazından geçirdi. İkinci kontrolde ise daha önce şüpheli olarak değerlendirilen cismin görüntülenmediği belirtildi. Yaşanan durum üzerine jandarma ekipleri tedbir amacıyla duruşma salonuna giren kişilerin tamamını yeniden X-Ray cihazından geçirdi. İmamoğlu’nun babası 26’ncı sırada savunmasını yapacakMahkeme heyeti, savunma yapacak kişilerin sırasını ekrana yansıttı. Bu kapsamda ilk olarak etkin pişmanlık ifadesi veren ve tahliye edilen iş insanı Seyfi Beyaz savunma yapacak. Beyaz’ın ardından Muzaffer Beyaz, Veysel Erçevik, Adem Kameroğlu ile Zafer Gül’ün savunmasına geçilecek.İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu’nun sırası 26 olarak belirlendi. Casusluk davasının da sanıkları arasında yer alan Hüseyin Gün’ün ise 325’inci kişi olarak en son savunma yapması bekleniyor. Aziz İhsan Aktaş 72’nci sırada savunma yapacak. İş insanı Nahit Kiler 25, gazeteciler Soner Yalçın 57, Ruşen Çakır 61, Şaban Sevinç 62’nci sırada savunmasını verecek.MAHİROĞLU 117.İmamoğlu’nun oğlu Selim İmamoğlu 97’nci sırada, Murat Ongun’un eşi Zeynep Ayten Ongun 116’ncı sırada, iş insanı Cafer Mahiroğlu 117’nci sırada, müzisyen Ercan Saatçi 209’uncu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat 274. sırada savunma yapacak.PROF. KABOĞLU: ‘HAKİM BİLE KADIN MI ERKEK Mİ AYIRT EDEMEZ!’İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, İBB Davası’nın görüdüğü yeni duruşma salonunun adil yargılanma hakkı açısından uygun olmadığını belirtti. Kaboğlu, “Hakimler bile uzaktan bakılınca kadın mı, erkek mi, bunun bile ayırt edilemeyeceği derecede yüksekte ve uzakta duruyorlar” dedi.Tavandan sarkan mikrofonlar bizi mi kaydediyor?İBB davasının ikinci celsesinde en çok konuşulan konulardan biri duruşma salonunun adil yargılanmaya elverişsizliği oldu. İBB davasında eski milletvekili Aykut Erdoğdu ve İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten›in avukatı Hüseyin Ersöz, tavandan sarkan mikrofonları gündeme getirdi. Ersoz mahkeme heyetine mikrofonların yalnızca söz verilen avukat ve sanıkların konuşmalarını aktarmak için mi kullanıldığını, yoksa salon içerisindeki konuşmaların tamamının ses kaydına mı alındığını sordu.Basın yine en arkaya sürgünİBB Davası’nın ikinci celsesinde gazetecilerin salondaki yerleşimi ve çalışma koşulları dikkat çekti. Gazeteciler, avukat sıralarının en arka bölümüne yerleştirilirken, masalarda yeterli sayıda priz bulunmaması da sorun yarattı. Avukatlar da gazetecilerin salondaki yerlerinin daha iyi bir konuma alınması için talepte bulundu. www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Aug 18, 2026
Ankara'da Siyasi İttifak Hazırlıkları: Üç Parti Anlaştı!

Ankara'da Siyasi İttifak Hazırlıkları: Üç Parti Anlaştı!

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişin ardından siyasi dengelerde ittifak arayışları yeniden öne çıkıyor.Yüzde 50+1 şartı, yalnızca büyük partileri değil, oy oranı sınırlı kalan partileri de seçim sonuçları açısından kritik aktörlere dönüştürüyor.Siyasi kulislerde, Yeniden Refah Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi’nin uzun süredir yürüttüğü üçlü ittifak hazırlıklarında sona yaklaştığı konuşuluyor.Çalışmaların ekim ayına kadar tamamlanmasının beklendiği belirtiliyor.Son seçimlerde CHP listelerinden Meclis’e giren DEVA ve Gelecek Partisi gibi yapıların yeni arayışlara yönelmesi, benzer tabanlara hitap eden partiler arasında yeniden temas ihtimalini güçlendirdi.Küçük partiler açısından cumhurbaşkanlığı seçiminde belirleyici olabilen oy oranları, parlamento seçimlerinde tek başına Meclis’e girme konusunda yeterli olmayabiliyor. Ekonomi Gazetesi'nde yer alan habere göre, kulislerde konuşulan bir diğer başlık ise İYİ Parti çevresinde şekillenebilecek olası temaslar.MHP’den ayrılan kadroların kurduğu İYİ Parti’den daha sonra ayrılan Ümit Özdağ Zafer Partisi’ni, Yavuz Ağıralioğlu ise Anahtar Parti’yi kurmuştu.İlk seçimlerde baraj sorunu yaşamamak için Zafer Partisi ve Anahtar Parti’nin İYİ Parti ile yeni bir ittifak zemini arayabileceği iddia ediliyor.Bu nedenle siyasette “üçlü ittifak” formülünün önümüzdeki dönemde daha fazla gündeme gelmesi bekleniyor. www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Aug 18, 2026
Trump's Bold Proposal: Hormuz Strait as US Territory?

Trump's Bold Proposal: Hormuz Strait as US Territory?

22:20 | 17 Gusht 2026 Presidenti amerikan Donald Trump ka deklaruar se ideja që Ngushtica e Hormuzit të bëhet territor i Shteteve të Bashkuara është një propozim “i shkëlqyer”, duke theksuar se SHBA-ja aktualisht ushtron kontroll të plotë mbi këtë rrugë strategjike detare.Trump u pyet për deklaratat e tij të javës së kaluar, kur kishte thënë se Ngushtica e Hormuzit mund të bëhej “shumë shpejt” territor amerikan.Duke iu përgjigjur gazetarëve, presidenti amerikan e mbrojti idenë dhe e lidhi atë me bllokadën detare të vendosur nga Uashingtoni.“Është një ide e shkëlqyer. Dua të them, ne e kontrollojmë atë përmes bllokadës dhe më pëlqen ideja që ta shpallim territor”, deklaroi Trump.Ai theksoi se Shtetet e Bashkuara kanë aktualisht “kontroll të plotë” mbi ngushticën, ndërsa paralajmëroi se Irani mund të përpiqet të pengojë lëvizjen detare.“Ata mund të jenë një bezdi, mund të vendosin një minë në ujë, por bllokada ka qenë shumë efektive”, tha Trump.Deklaratat vijnë në një moment të tensionuar në marrëdhëniet mes Uashingtonit dhe Teheranit, ndërsa Ngushtica e Hormuzit është kthyer në një prej pikave më të ndjeshme strategjike në Lindjen e Mesme.Ngushtica, e vendosur mes Iranit dhe Omanit, është një nga korridoret më të rëndësishme energjetike në botë dhe përmes saj transportohen sasi të mëdha të naftës dhe gazit.Çdo ndërprerje e trafikut në këtë zonë mund të ketë pasoja të drejtpërdrejta për tregjet globale të energjisë.Trump deklaroi gjithashtu se Shtetet e Bashkuara nuk po kërkojnë zgjatjen e memorandumit të mirëkuptimit me Iranin, i cili ka skaduar sot.Megjithatë, deklarata për shndërrimin e Ngushticës së Hormuzit në territor amerikan përfaqëson një pretendim jashtëzakonisht të pazakontë dhe do të përballej me pengesa të mëdha ligjore dhe ndërkombëtare.Ngushtica është një rrugë ujore ndërkombëtare dhe statusi i saj rregullohet nga e drejta ndërkombëtare detare.Nëse ideja do të ndiqej realisht, ajo do të hapte një debat të gjerë mbi sovranitetin, lirinë e lundrimit dhe kontrollin e një prej arterieve më të rëndësishme të tregtisë globale. /Telegrafi/

Aug 18, 2026
Erken Seçim Ekonomisinin İlk Adımı: Mehmet Şimşek'in Sürpriz Hamlesi

Erken Seçim Ekonomisinin İlk Adımı: Mehmet Şimşek'in Sürpriz Hamlesi

İktidar hem vatandaşı hem de iş dünyasını bıktıran ekonomi politikalarında yumuşama sinyali verdi. KOBİ’lerin krediye erişiminin kolaylaşacağı, ‘değerli TL’ politikasından geri adım atılarak döviz kurlarının enflasyon kadar artmasına izin verileceği ve piyasa faizlerinin, Merkez Bankası’nın yüzde 37’lik politika faizine yaklaşacağı iddia ediliyor. Ekonomistler, bu haberi “Seçim ekonomisinin ilk adımı” ifadesiyle yorumladı.Ekonomim gazetesinin haberine göre Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in direksiyonda olduğu ekonomi yönetimi, sıkı para politikasına ‘kalibrasyon’ ayarı verecek. Reel sektör ve bankacılık kaynaklarından edinilen bilgilere göre reel sektörü biraz olsun rahatlatmak için üç alanda sıkı para politikasına dokunuş yapılacak. Yüzde 40 olan fonlama faizinin, yüzde 37 olan politika faizi seviyesine çekileceği iddia ediyor.İŞ DÜNYASI İSTEMİŞTİBu adımla manşet faiz oranı değişmese bile piyasa faizleri gerileyebilir. Ayrıca hem döviz kredilerindeki aylık yüzde 0.5’lik katı sınırın esnetilmesi hem de KOBİ’lerin TL işletme kredilerine erişimini zorlaştıran büyüme kısıtlarının yumuşatılması bekleniyor. İş dünyasının döviz kurlarına ilişkin artan eleştirilerinden sonra TL’deki değer kaybı hızlanabilir. Bu yılın başından bu yana aylık enflasyon genellikle yüzde 2’in üzerinde olmasına rağmen dolar kuru yılın ilk aylarında yüzde 1.2, son aylarda ise yüzde 1.6 seviyelerinde artıyordu. TL’nin reel olarak değerlenmesine yol açan bu politikadan vazgeçerek kurun, enflasyon kadar artmasına izin verileceği kulislerde konuşuluyor. “Süre aşıldı, ülke çıkmaza sürüklendi”Ekonomist Altuğ Özaslan, dolar kurunun enflasyon kadar artmasına izin verilmesinin doğru bir karar olmayacağını savunduktan sonra “Böyle bir karar alınırsa, ben seçim ekonomisinin ilk adımı olarak okurum” yorumunu yaptı. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yakup Küçükkale ise haberde geçen 3 önerinin gündeme gelmesinin ‘sevindirici’ olduğunu söyleyerek “Kur politikasında optimal süreyi aştık. Literatürde bu kur rejimlerinin ömrü 1.5 ile 2.5 yıl arasında, bizde ise 3 yıl aşıldı” ifadesini kullandı. Ekonomist Emre Şirin ise bu adımların yeterli olmayacağını düşünerek “Sadece ülke ekonomisini değil kendilerini de çıkmaza sokuyor” dedi.  www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Aug 18, 2026