Deniz Göktaş'ın Mahkemede Kılıçdaroğlu ile İlgili Şaşırtıcı İfadeleri
Komedyen Deniz Göktaş, ‘Ölü Deniz’ adlı stand-up gösterisinin ardından çıktığı yurt dışı tatilinden Türkiye'ye dönüşünde havalimanında gözaltına alındı. 3 Temmuz'da tutuklanan Göktaş, kamuoyunda "kuyu tipi" olarak bilinen Tekirdağ'ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde tutuluyor. Üç farklı suçlamayla 2 yıl 2 aydan 12 yıl 2 aya kadar hapsi istenen Göktaş, 88 gün sonra ilk kez hakim karşısına çıktı. 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmesi beklenen duruşma, 4. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonuna alındı. Yaklaşık bir buçuk saat gecikmeli başlayan duruşmada Göktaş, savunmasına suçlama konusu yapılan dört cümle nedeniyle 88 gündür cezaevinde olduğunu belirterek başladı.
Savcılık, Göktaş'ın “Cumhurbaşkanına alenen hakaret”, "basın ve yayın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlarından mahkumiyetini ve tahliyesini talep etti.
Daha önce 198 kez gerçekleştirdiği gösterilerde 100 binden fazla kişinin söz konusu ifadeleri izlediğini veya duyduğunu belirten Göktaş, bu dört cümlenin yaklaşık üç yıl boyunca yaptığı gösterilerde daha önce herhangi bir şikayet veya suçlamaya konu edilmediğini söyledi. Göktaş, savunmasında, "3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, diğer tutukluların aksine sadece haftada 1 telefonla görüşerek başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim" ifadelerini kullandı.
Göktaş, suçlama konusu yapılan sözleri Harbiye'de yaklaşık 5 bin kişiye, daha önce ise Türkiye'nin farklı yerlerinde gerçekleştirdiği 197 gösteride 100 binden fazla seyirciye söylediğini belirterek, "Hepsinde de kahkahadan ve alkıştan başka tek bir tepki almadım" dedi. Sözlerinin başka sanatçılar ve yazıp çizenler açısından otosansüre neden olmasından endişe ettiğini ifade eden Göktaş, "Yazan çizen insanlara bir otosansür sebebi olduysam tek endişem budur. Lütfen öyle olmasın, bilin ki sözlerimiz tahminimizden çok daha etkilidir" diye konuştu.
Yurt dışına taşınan arkadaşlarını Türkiye'ye dönmeye ikna etmeye çalıştığını söyleyen Göktaş, hakkında yurt dışına kaçtığı yönünde haberler yapıldığını belirtti. Göktaş, "Ben yurt dışına taşınan arkadaşlarımı ülkeye dönmeye ikna etmeye çalışan biriyim ama benim hakkımda yurt dışına kaçtı diye haber yaptılar. Ben beyin göçünü engellemeye çalıştıkça Türkiye bana engel oluyor" dedi. Göktaş ayrıca gözaltına alındığı sırada polis memurlarının kendisine, "Deniz sen salak mısın, niye Türkiye'ye döndün" dediğini aktardı.
Gözaltına alındığı sırada görüntüsünün alınmasına itiraz ettiğini belirten Göktaş, "Ben görüntü alınacağını anladım. Buna rızam olmadığını söyledim. Bana ters kelepçe yaptılar. Başımı kaldırıp güldüm. Buradan emniyet teşkilatını beni yakaladıkları için tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.
Göktaş, savunmasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaşadığı bir görüşmeye de değindi. Göktaş, "3 defa sert şekilde Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istemediğimi söyledim. Bir polis beni zorla görüştürdü. Kendisiyle de sert konuştum. Benim üzerimden reklam yapmasını istemedim. Ben neden Kılıçdaroğlu ile zorla görüştürüldüğümü bilmiyorum" dedi.
Hakkındaki suçlamalardan birine konu olan "Utangaç bir diktatör" ifadesine ilişkin de savunma yapan Göktaş, bu tanımlamanın cumhurbaşkanına hakaret olarak değerlendirildiğini belirtti. Göktaş, "‘Utangaç bir diktatör’ tanımlaması cumhurbaşkanına hakaret sayılmış. Diktatör ifadesi hakaret değil siyasi bir nitelemedir. Başka bir komedyen demokrat diyebilir ve benim şakamdan daha da komik olabilir" dedi.
"DEĞİŞEN NE? ELEŞTİRİ KALDIRAMAYAN KIRILGAN YÖNETİCİLER"
Komedyen Deniz Göktaş, Türkiye'deki politik mizahın geçmişten bugüne değiştiğini belirterek, "Hakaretin sınırlarını belirleyen yasalar değişmedi, şu an aynı. Ama o zamana göre yumuşak bulunabilecek bir politik mizahtan dolayı bir komedyen hücrede hapis yatıyor. Yani yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler. Şu an geldiğimiz noktada böyle bir durum var" dedi.
"BERAATİMİ İSTİYORUM"
Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik "utangaç diktatör" ifadesi nedeniyle yöneltilen suçlamaya ilişkin de savunmasını sürdürdü. Göktaş, "Bugün Nasreddin Hoca yaşasa ve gösteri yapsa tamamen Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili olurdu. Erdoğan bu ülkedeki her şeyden sorumludur. Hakkında yapılan şakalara ve eleştirilere olgunlukla katlanmak zorundadır. Ben çıkınca eleştirilerimi aynı dille anlatmaya devam edeceğim. 'Utangaç diktatör' sözüyle ilgili suçlamadan beraatimi istiyorum" ifadelerini kullandı.
Göktaş, emekli polis memuru Ali Şekeroğlu'nun intiharı ile kamuoyunda tartışılan fon soruşturması ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya'nın görevinden "affını istemesi" üzerinden de değerlendirmelerde bulundu. Göktaş, "Kar elde ettiği için ve fon vurgununun içinde dahil olduğu iddiaları sebebiyle görevden affını istedi. Şimdi, emekli polis memurunun intihar etmesi de bu ülkenin yöneticilerine sorumluluktur ve ben bugün ilk yapacağım şaka, tırnak içinde tabii ki kara mizah, bunun hakkında olacaktır" dedi.
Erdoğan'a yönelik "utangaç diktatör" ifadesini neden kullandığını da anlatan Göktaş, "Recep Tayyip Erdoğan'ın en yakın ekibine seçtiği, genel başkan yardımcısı, güvenilir olarak tuttuğu kişi bugün sıradan vatandaşların hakkına girdiği iddiası sebebiyle görevden affını istiyor. Şimdi buraya bakalım. İstifa etmiyor, özeleştiri vermiyor, görevden affını istiyor. Halk onu seçti, halkın parası oraya gitti iddiası var ama kendisi üst taraftan affını istiyor. Yani bu ancak otoriter eğilimleri olan bir liderin ülkesinde olabilecek bir şeydir. Yani affını istemeye geliyor ve ben burada utangaç bir diktatörün hâlâ geçerli şaka olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
Hakkındaki şikayetlere de değinen Göktaş, gösterileri nedeniyle halktan doğrudan bir şikayet gelmediğini savundu. Göktaş, "Halkın gösteriyle ilgili bir şikayeti yok. Şikayetlerin hiçbiri organik değil. Yapay bir kampanya ile CİMER'e şikayet edildim. Sadece 185 CİMER şikayeti gelmiş. Savcılık bunu nasıl ciddiye aldı anlamadım. Teletabiler'e daha çok şikayet gelirdi" ifadelerini kullandı.
Göktaş, CİMER'e yapılan şikayetlerden birini de şöyle aktardı:
"'İdam cezası olan bir ülkede idam edilmesini talep ediyorum, teşekkürler.' Benim bu kişiyi kin ve düşmanlığa tahrik ettiğim iddia ediliyor. Bu kişide öyle bir kin var ki tüm Ortadoğu'ya yeter. Benim tahrik etmeme gerek yok. Adam idam inovasyonu öneriyor. Elde idamlık bir komedyen var ve bunu idam cezası uygulayan ama elinde idamlık komedyen olmayan ülkeye ihraç etmeyi teklif ediyor. CİMER de altına 'Talebiniz alınmıştır' diye yazmış. Umarım kabul edilmez. İdam edilecek komedyen benim diye duygusal mı yaklaşıyorum, bilmiyorum."
Göktaş, gazeteci Nagehan Alçı'nın kendisine yönelik eleştirileri hakkında da konuştu. Göktaş, Alçı'nın sözlerine ilişkin, "Kendisinde mental retardasyon sorunu olduğu için fazla üstüne gitmek istemiyorum" ifadelerini kullandı.
Göktaş, dalgıçlarla ilgili yaptığı şakanın da suçlama konusu edilmesine değindi. Şakasının haşemalı kişilere yönelik hakaret şeklinde aktarıldığını belirten Göktaş, "Şakam, haşemalılara hakaret gibi aktarılmış. Bir dalgıcın bana dava açacağını görmüştüm. Açtı mı bilmiyorum ama şakayı savcılıktan doğru anlamış" dedi.
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.